PAMUK İPLİĞİ - Ben bu adamı bir yerden tanıyorum, dedi görevli memur, yerinden kalkıp ona doğru birkaç adım yaklaştı. Memurun kendisini tanıması demek, cezaevi kapılarının , yeniden ardına kadar açılması demekti. Demir parmaklıklı, ağır demir kapıların bir daha hiç açılmamacasına suratına kapanması demekti. Bu memur, kendisini nerden tanıyor olabilirdi ki?... Renk vermemek en iyisiydi. Memurun sözünü hiç duymamış gibi yaptı. O da, diğerlerinin yaptığı gibi, “Sağ olun, eksik olmayın, bir daha olmaz, dikkat ederiz efendim” türünden sözler geveliyordu. İki adım ötesindeki çıkış kapısı ne kadar da uzaktaydı şimdi. Bir düşteymiş de, adım atmak istiyormuş da atamıyormuş gibi, kolunu kaldırmak istiyormuş da kaldıramıyormuş gibi, bir adımcık ilerleyemediğini düşünüyordu. Memur, omzundan tuttu. O an, Hasan’ın içi “cız” etti. “Gittik!” dedi içinden. “Bu ...
Yorumlar
Yorum Gönder