GÜN OLUR ASRA BEDEL
Cebelavi Sokağının Çocukları, Mülksüzler ve ardından Gün Olur Asra Bedel...
Okuma grubumuzda okuyup hakkında konuştuğumuz kitaplar ve yazarlar.
Cengiz Aytmatov'u ortaokul ve lise yıllarımda okumuştum. Yeniden okumak iyi oldu. Şimdi diğer kitaplarını da okuyorum.
Cengiz
Aytmatov Gün Olur Asra bedel adlı
romanını 1980’ de yazmış. Gün Olur Asra Bedel’de geleneklerini korumaya
çalışan bozkır insanları anlatılıyor. Sovyetler Birliği döneminde yaşananlar,
insanların kutsal saydığı şeylerin yok sayılması, aşkın sorgulanması, sosyal ve
kültürel sorunların bir özeleştirisi ele alınır. Aytmatov, bu romanında geçmişin
efsaneleriyle geleceğin bilim kurgusunu harmanladığı çok özel bir teknik kullanır.
“Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir,
gider gelirdi… Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız,
engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı Özek uzar
giderdi. Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden
başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre
hesaplanırdı. Trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir,
gider, gelirdi…”
Romanın ana karakteri Yedigey
Cangeldin, cepheden döndükten sonra bozkırın ortasında ıssız bir tren
istasyonunda çalışmaya başlar. İstasyonda üç beş aile vardır. Bir de bazen
durmadan geçip giden trenler…Yedigey, istasyondan arkadaşı Kazangap’ın
cenazesini mezarlığa götürürken düşünmektedir. İşte o gün “yüz yıla bedel” dir. Kazangap’ın cenazesinin defnedilmesi bir günlük olaydır ama yüz yıla bedel bir olaydır; çünkü bir dönem anlatılmaktadır.
Yazarın dili oldukça
akıcıdır.(Bunda çevirmenlerin payı çoktur.) Halk hikayelerinden yararlanıldığı
sürece bu akıcılık olacaktır. Nayman Ana efsanesini okurken tüyleriniz diken
diken olur. Fantastik ve ütopik boyutları da iyi ayarlanmıştır. Kuş uçmaz
kervan geçmez bozkırın ortasında birkaç insan, birkaç deve, tilkiler ve trenler vardır. İşte o bozkırın ortasında bir yerde
uzaylılarla iletişim kurmaya çalışan bir birim vardır. Herkesten gizli,
herkesten uzak işler çevrilmektedir orada. İnsanlık adına kendilerini feda eden
uzay insanlarının geleceği ne olacaktır? Onlar adına karar verme durumunda olan
güdük insanlar neler planlamaktadırlar?
Yedigey:
Geleneklerine bağlı, vefalı insan karakteridir. Engel olamadığı duyguların altında ezilirken haksızlığa baş kaldırmayı da bilir.
Kazangap: Geçmişi,
gelenekleri ayakta tutmaya çalışan karakterdir. Bilgedir, kararlıdır.
Sabitcan:
Kazangap’ın şehirde okumuş oğludur.
Ailesinden ve yakın çevresinden uzaklaşan, kendi çevresini beğenmeyen,
yabancılaşmış insan tipidir. Bürokrasiyi temsil eder.
Müfettiş (savcı)
Tansıkbayev: Hırslarına yenik düşen,
acımasız devlet görevlisidir. Görevde yükselmesi için birilerinin suçunu bulmak gerektiğine inanır. Onun maaşının artması birilerinin maaşını (özgürlüğünü, ailesini) kaybetmesine bağlıdır.
Abutalip Kuttubayev:
Savaştan sonra iş bulamadığı için bu
küçük istasyonda çalışan idealist aydın karakteridir. Yazdıkları başına dert
olacaktır. Partizanlara esir düşmüş, oradan kurtulunca kendi yurdunda işsiz kalmış, teslim olmamış, gerçek yurtseverdir.
Mankurtlar ve Nayman Ana hikayesi sizi çarpacaktır. Romanda o kadar çok iç içe geçmiş hikaye vardır ki hangi birini anlatmalı. Bunlardan biri de istasyonda çalışan Öğretmen
Kuttubayev’in tutuklandıktan sonra ölüm haberinin gelmesidir. Kuttubayev’in ölümü bu romanda sırdır. Yazar bu haksız
tutuklamayı, ve ölüm olayını Cengiz Han’a Küsen Bulut adlı romanında anlatıyor. KGB ajanının hırslarını,
kişiliksizliğini dile getiriyor.
Savcı Tansıkbayev, esir düşüp de
kurtulan öğretmen Kuttubayev’in peşini bırakmamış onu suçüstü yakalamıştır: “Cengiz
Han’a Küsen Bulut” hikayesinde Cengiz Han’ın acımasızca iki sevgiliyi idam
edişini anlatmıştır. Bu vatan hainliği değil de nedir? Hem de esir düştüğünde
kendini öldürmesi gerekmez miydi bu zatın?
Cengiz Aytmatov şöyle diyor: “Her yazar bir milletin çocuğudur ve o
milletin hayatını anlatmak, eserlerini kendi ulusal gelenek ve törelerini
kaynak alarak zenginleştirmek zorundadır. Benim yaptığım önce bu, yani kendi
milletimin geleneklerini ve hayatını anlatıyorum. Fakat orada kaldığınız
takdirde bir yere varamazsınız. Edebiyatın ulusal hayatı ve gelenekleri anlatmanın
ötesinde de hedefleri vardır. Yazar, ufkunu ulusal olanın ötesine doğru
genişletmek ve 'evrensel' olana ulaşmak için gayret göstermek durumundadır. İyi
yazar 'tipik insan' ortaya koyma ustalığına erişen yazardır.''
Cengiz Aytmatov, 1990 yılından itibaren
SSCB’nin ve Kırgız Cumhuriyeti’nin diplomatik işlerinde görev alır. 16 Mayıs
2008’de Tataristan’da iş seyahatindeyken rahatsızlanan yazar, Almanya’nın
Nürnberg şehrine götürülür, tedavi gördüğü hastanede 10 Haziran 2008’de aramızdan ayrılır.
Beyaz Gemi, Cemile, Dişi Kurdun Rüyaları,Gün Olur
Asra Bedel, İlk Öğretmen, Elveda Gülsarı, Toprak Ana, Erken Gelen Turnalar,
Cemile, Cengiz Han’a Küsen Bulut, Dağlar Devrildiğinde... Hepsi de okunmayı bekliyor, eğer şimdiye kadar okumadıysanız.
Yorumlar
Yorum Gönder