HERKES KENDİ İŞİNİ YAPSIN!

Tonlarca yıkıntının altındaki vatandaş, nasıl olduysa oldu dışarıya sesin duyarabildi telefonu sayesinde.

“Buradayım, yetişin!” diyordu.
Belki telefonunun gücü bitecekti. Belki bir anda erişilmez olacaktı.
Telefonu enkaz başındaki görevliye yetiştirdiler.
Saniyeler önemliydi.
Bağlantı kesilmeden depremzedeye altın öğütler verilecekti.
Tam o anda, önemli bir devlet adamı da oraya gelmişti.
Devletimizin koskoca bakanı oradaydı.
Yerin altından bir ses geldiğini söylediler.
Herkes susmalıydı. En küçük bir ses olmamalıydı. Uzman kişi ona yol yordam söyleyecek, onu teskin edecek, yerini öğrenmeye çalışacaktı. Kolay değil yedi katlı apartman çökmüştü. Altında kaç kişi olduğu bilinmiyordu. Her geçen saniye ölü ve yaralı sayısı artmaktaydı.
Bakan bey telefonu aldı uzmanın elinden.
Uzman da neymiş?  Burada koskoca bakan dururken… Enkaz altındaki vatandaşla konuşurken televizyonlarda kare kare, boy boy görüntü…
Vatandaş yedi kat yerin altında, sesini bakan bey duymuş, daha ne olsun!
Korkma sen vatandaş, bak devletimiz yanında, yanı başında.
O anda telefonunun şarjı biterse de sorun yok. Bakanımız ne eder eder sana ulaşır.
Akşam televizyon başında haberleri izlerken tüm vatandaşların gözleri yaşarır…
Uzman dediğin ne bilir ki! Bakan beyimiz altın öğütler verecek fırsatı yakalamış…

Herkes kendi işini yapsa…
Bakan bey tarımla (neden mercimek, buğday, soğan, patates ve saman alıyoruz dışarıdan mesela) ilgilense, deprem enkazı yanındaki uzman da yerin altındaki vatandaşla ilgilense…

                                                                                                                                                 30.10.2020

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sesli Kitaplar

Beş Yalan

Pamuk İpliği