Doğruluk-Eğrilik

 

“Bir doğruyla bir eğri ortak olsa, bu ortaklığın sonunda doğru hep zararlı çıkar. Devlete vergi vermek gerekince, ikisini de malı eşit olduğu halde, doğru adam çok, eğri adam az verir. Ama almaya gelince iş tersinedir. Bu ikisi yönetimin başına geldiler mi, doğru zarar görmese bile, kendini işine vereceğinden evine bakmaz olur. Doğruluğu onun devlet malından faydalanmasına engeldir.  Üstelik de hep doğru kalmak yüzünden hısım akrabasının nefretini kazanır. Eğri insan içinse, durum tam tersinedir; çünkü demin de söylediğim gibi, eğri bence büyük kazançlar sağlayan adamdır. Sen böyle bir adamı göz önünde tut ki, doğru olmamanın insanlara neler kazandıracağını anlayasın. Bunun da en kısa yolu, eğriliği sonuna kadar götürmektir.  Öyle bir eğrilik düşün ki onu yapanı mutluluklara ulaştırıyor. Gördüğü haksızlığa rağmen onu yapmayanı sefil, perişan ediyor. İşte böylece sonuna varan bir eğrilik, zorbalık dediğimiz düzenin ta kendisi oluyor. Zorba, başkalarının mallarını azar azar değil zorla, toptan alır. Bu mallar ister Tanrıların olsun, ister devletin. Oysaki herhangi bir adam, onun yaptığı eğriliklerin birini yapacak olsa, cezasını görür. Rezil, kepaze olur. Ona, eğriliğinin cinsine göre, mâbed soyguncusu, insan bezirganı; duvar delen, yağmacı, hırsız derler. Ama yurttaşlarının mallarına el sürmekle kalmayıp onları köleliğe de sürükleyen kimseye bu çirkin adlar verilmez.” ( Platon, Devlet, s.24-25)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sesli Kitaplar

Beş Yalan

Pamuk İpliği